Compiegne çok düzenli küçük bir yer, her yere kendi içinde ulaşım çok rahat, ister yürüyerek ister bisiklet, ister belediye otobüsü. Belediye otobüsleri burada ücretsiz ve tam zamanında mutlaka duraklarda oluyorlar, eğer otobüs, durağa erken gelmişse (2-3 dakika) o süreyi durakta bekleyerek geçiriyor. Ayrıca bu otobüsleri kullanan şoförlerin
%90 ı kadın, böyle makyajlı, saçı başı yapılı kadınlar J Bazısı topuklu ayakkabı ile kullanıyor bu otobüsleri J Burada her türlü kural çok iyi işliyor, Türkiye’de pek alışmadığımız şekilde herkes sıraya giriyor ve kimse kimsenin mahrem alanına girmiyor öyle sıkışık kuyruklar değil yani bunlar… J Yaya geçidinin tam olarak ne işe yaradığını yani işlerliğini de burada öğrendim diyebilirim, yaya geçitleri burada çok önemli bir trafik işareti; bir araç 200 km hızla bile geliyor olsa kesinlikle duruyor, durmaması gibi bir durum söz konusu değil. Ayrıca insanlar da yolun başka bir yerinden geçmeye çalışmıyor yaya geçidine kadar yürüyorlar. İlk zamanlar şaşırıyorduk biz arabaya, araba da bize yol vermeye çalışıyordu falan…J ee kolay değil, biraz köyden indim şehre durumları olmadı değil tabii…J Dolayısıyla Türkiye’deki gibi (insanların ulaşımını bir nebze kolaylaştırmış olsa da özellikle o iğrenç metrobüs üstgeçitleri !)Fransa’da görüntü kirliğine yol açan (çok gerekmedikçe) üst geçitler yok! Ayrıca bisiklet yolları ve bunlar için de işaretler var yollarda, burada bisiklet önemli ve yaygın bir ulaşım aracı, çok fazla bisikletçi dükkânı da var zaten… Biz de hemen kendimize iki bisiklet edindik ve ulaşımımızı böylece Türkiye’de yaşayamayacağımız bir keyif haline getirdik. Üniversitemizde bir bisiklet kulübü var ve dönemlik 10 € ya bisiklet kiralayabiliyorsunuz(50 € veriyorsunuz dönem sonunda 40 € nuzu geri alıyorsunuz)

Yaşadığımız yerde ve şuana kadar gezdiğimiz her Fransa toprağında çevre düzenlemesi çok düzgün ve güzel yapılmış, her yer yeşillendirilmiş öyle ki araç yollarının dışında kalan her yer yemyeşil… Doğaya ve insana saygıyı görüyorsunuz baktığınız her yerde… Akan nehirleri çöpsüz, etrafı düzenli, temiz ve nezih ağaçlık yerler, hele parkları insanı dehşete düşüren cinsten… İnsan Fransa’dan büyük yazarların ve sanatçıların çıkmış olmasına şaşırmıyor bunları görünce… Türkiye’de ki parkları düşününce insana hizmet etmekten uzak beton ve taş ağırlıklı meydanlar geliyor benim aklıma maalesef… Şu ana kadar böyle bozuk, moloz falan dökülmüş kötü bir yer göremedik henüz… Pek çok Avrupa ülkesinde olduğu gibi çöpler geri dönüşüm için  ayrı ayrı atılıyor burada da ve çöp kutuları çok düzenli ve etrafı pislik içinde değil… Çevreci bir yaklaşımla burada plastik kullanımını aza indirmek amacıyla tüm marketlerde alışveriş poşetleri parası ile satılıyor, bu nedenle herkes yanında alışveriş için daha önce kullandığı poşetlerini getiriyor yani zorunda kalmadıkça kimse alışveriş için poşet almıyor. (poşetler 0,1 ile 0,4 € arasında değişiyor) Market dışındaki diğer alışveriş yerlerinde siz istemedikçe kimse ürününüzü poşete koyarak vermiyor. Biz bir elektronik mağazasından telefon aldık örneğin öylece elimize kutuyu verdiler ve biz de bir Türk olarak poşetimizi istedik J

Dikkatimi çeken başka bir şey de burada benzini herkes kendi alıyor, istasyonlarda kredi kartı okutuluyor ve herkes kendi benzinin kendi koyuyor ayrıca bir eleman durmuyor… Açıkçası bu durum bir bayan olarak benim pek işime gelmedi aracımdan inip bir de benzin koymak istemem yani, Türkiye’de bu pek işlemez gibi de geldi bana… Markette de kendi kendine ödeyebileceğiniz kasalar var, ürünleri okutuyorsunuz ve sonra kredi kartınızdan ya da nakit olarak ödemenizi yapabiliyorsunuz yani kasiyerin yaptığı işi siz yapıyorsunuz… Bu arada marketlerde her türlü yemeğin hazırı var ihtiyacınız olan sadece bir mikrodalga fırın J Hazır yemek ve konserve konusunda çok geniş reyonları var marketlerin… Yine çamaşırhaneler var, hemen hemen pek çok yerde. Ben ilk geldiğimde bu insanlar evde çamaşır yıkamıyor herhalde diye düşünmedim değil, neyse bu çamaşırhanelerde de her şey otomatik ve yine bir görevli bulunmuyor, deterjan getirmediyseniz yanınızda, içeride onun için de para ile çalışan otomatik makineler var. Para ile çalıştırılan çamaşır makinelerini beklerken gazete okuyabilir veya dizüstü bilgisayarınızı kullanabilirsiniz zira içeride genellikle masa ve sandalyeler var. Bunları görünce Avrupa’da sanırım makineler dünyayı ele geçirmeye başlamış diye düşünmekten alamadım kendimi, burada her şey makineleşmiş, otomatik ve bir o kadar da bireysel… Devamı gelecek, görüşürüz ;)