Aradan biraz zaman geçip Fransa’da pek çok evrak işimizi halledip rahatladıktan sonra eşimle  bir halk kütüphanesine gittik. Türkiye’de olmayan manzaralarla karşılaştık yine… Kütüphanede her yaştan insan vardı bir kere ve gayet hareketliydi, 3 katlı olan kütüphanenin 1 bölümü günlük gazete ve güncel yayınları okumak için ayrılmıştı. Üst katta bir bölüm çocuklar için ayrılmış ve onlar için küçük puflar falan konmuş, çocuklarını getirmiş anneler hem kendileri hem de çocukları okuyordu. Ayrıca kütüphanede sadece kitap yok filmler ve müzik cd ve dvd leri de vardı, biz de hemen film, Fransızca eğitim CD’leri ve bir kaç kitap aldık J daha önce söylemiştim burası küçük bir yer fakat 3 tane büyük halk kütüphanesi var üniversiteninkiler(Üniversitenin kütüphanesi de gerçekten çok muazzam) hariç… Ayrıca buradan aldığımız üye kartı tüm(üyelik öğrencilere, işsizlere ve birde yanılmıyorsam belli bir yaşın üzerindekilere ücretsiz) kütüphanelerde geçerli, sistemlerini çok iyi oturtmuşlar… Türkiye’de kütüphaneler çok yetersiz ve halk için cazibe yaratan gidilesi yerler değil maalesef… Diliyorum ki güzel ülkemde de böylesi manzaralar görmek mümkün olur. Ayrıca aradığınız bir DVD bir başkası tarafından alınmışsa ve siz de istiyorsanız bekleme listesine dahil oluyorsunuz ve sıranız geldiğinde size mail atılıyor ve bu şekilde sık sık kütüphaneye gitmek zorunda kalmıyorsunuz. Nitekim “soprano” dizisinin 2. Sezonunu biz bu şekilde aldıkJ

Başka bir gün kütüphanede farklı ülkelerle ilgili bilgileri içeren kitapların bulunduğu bir bölüm dikkatimi çekti ve hemen tabii ki Türkiye’yi aradım buldum, renkli ve daha çok küçük yaş okuyucularına hitap eden bu kitap maalesef Türkiye’deki Türk- Kürt sorununu hiç de adil olmayan bir dille anlatıyordu. Canım gerçekten çok sıkıldı… Sonrasında

gittiğimiz bir kitapçıda da dil kitapları arasında Fransızlara Türkçe öğretmek üzere hazırlanmış bir kitapçığın kapağındaki fesli adamı görünce bu da tuz biber oldu üstüne… Fes mi kaldı ki! Adamlar hala bizi öyle görüp resmediyorlar maalesef…

Burada yani Compiegne’de gittiğim halk kütüphaneleri Paris’teki kütüphaneleri görünce bende ki etkisini kaybetti J Paris’te Bibliothèque nationale de France (BnF) yani ulusal kütüphanenin tarihi bir sitesi olan Richelieu’ yu (Ulusal kütüphane 7 farklı siteden oluşuyor yani başka ek binaları da var) görünce gözlerime inanamadım. Hem tarihsel ihtişam hem de binlerce kitap ve içerde sakin çalışılası bir ortam… Sonrasında Fransa’nın yine birkaç yüzyıllık arşivlerinin bulunduğu BnF’nin François-Mitterrand sitesini ziyaret ettik. Orası da son derece teknolojik olarak tasarlanmış ve içerisinde neredeyse küçük bir koru oluşturulmuş. Evet, yanlış duymadınız dikdörtgen bir mimari ortası da ağaçlandırılmış, kütüphane 4 büyük açılmış kitap şeklinde gökdelen olarak tasarlanmış. İçerisi devasa büyüklükte ve ağaçlara bakan cam duvarlar var. Çok etkileyici bir kütüphane… Türkiye’de sadece İstanbul’daki kütüphanelere gittim fakat BnF ayarında bir kütüphanemiz olduğunu düşünmüyorum maalesef…

Şimdilik bu kadar okuyucu…